İkinci Dünya Savaşı sırasında, işgal altındaki Yunanistanda, Nazi ordularına karşı direnişi başlatan Komutan Aris, ellerinde birkaç kırık dökük mavzerden başka şeyleri olmayan bir avuç adamıyla ilk önüne gelen köyün meydanına girdi. Yüksekçe bir yere çık ı p , Evet, çok güçsüzüz, silahımız yok. Ve çoğunuz bizim Nazilere karşı bir şey yapabileceğimize inanmıyorsunuz. Ama bir daha bu köy meydanına girdiğimizde yüz binlerce kişi olacağız dedi.
Ve gerçekten de, sadece birkaç ay sonra, yüz binler Nazi işgaline karşı direniş saflarına katılmıştı.
Biz de şimdi size bir portakal sandığının üzerinden sesleniyoruz.
Bu dünya, istediği her yerden, istediği her şeyi zorla alabileceğini düşünen, bir obez iştahıyla durmadan tüketen ve insanlığı her geçen gün daha derin bir barbarlığa sürükleyen emperyalist Yankilerin ve çanak yalayıcılarının tehdidi altındadır.
Bir avuç uluslararası tekelin gönlü olsun, kasası daha fazla dolsun diye, insanlık ağır acılar çekiyor. Afrika kıtası dünyanın gündeminden çıktı bile. Milyonlarca insan, her gün, açlık ve yaygın hastalık tehdidi altında yaşıyor. Bu yetmiyor, Yankilere yaranma yarışındaki mankafa diktatörler kendi aralarında savaşırken, yığınları da namlunun ucuna sürüklüyor.
Dünyanın her tarafı ucuz emek cehennemlerine döndü. Binlerce dolarlık şaraplar eşliğinde yenen yemeklerde, işçilerin daha fazla canını çıkaracak uluslararası anlaşmalara imza atılırken, günde 1 dolara yaşamak zorunda olan milyarlarca insandan söz ediyoruz.
Koskoca ülkeler emperyalistlerin kerhanesi haline geldi; seks turizmi icat edildi, çocuklar bir avuç dolar için psikopat emperyalist tosunlara peşkeş çekiliyor artık.
Ortadoğu şu lanet petrolü kana kana içmek isteyen doymak bilmez Yankinin yaktığı ateşle kavruluyor. Yetmiyor, dinler, mezhepler, milliyetler birbirine düşürülüyor.
Memleket ise çadır tiyatrosuna dönmüş. Utanmazlar hayatımızı pijamayla bile pazarlayabileceklerini söylüyor açık açık. Ortalık yasal hırsızlarla dolu. Siyasetçi denen cinsin analarının çıkından, çocuklarının düğün bohçalarından servet taşıyor. Ve yoksullara Ananı da al git! diyorlar.
İşçiler, alın teriyle, onuruyla yaşayan yığınlar derinleşen bir sefalete mahkum ediliyor. Atış serbest! Sömür sömürebildiğin kadar!
Sendikalar birer birer ortadan kaldırılıyor. Geriye bırakılanlar, patronlar kadar zengin sendika ağalarının elinde başka bir ticari işletmeye dönüşüyor.
Osmanlının 700 senelik ceberrut devlet geleneği, sırf emekçiler örgütlenip başkaldırmasın diye çalışıyor. Ülkenin tek işleyen çarkı da bu; eziyet, işkence, cop, biber gazı, mapusane, düzenin hammaddeleri...
Kurtuluş umudunun cebirle yok edildiği bu ülke, emekçilere kurtuluş olarak öte dünyayı adres gösteren kara cübbeli şarlatanların cennetidir artık.
Ve televizyonlar göz göre göre yalan söylüyor. Gazeteler alenen yalan yazıyor. Efendileri pastadan pay kapmaya çabalarken, patron borazanları yere düşen kırıntıları tıkınma telaşında.
Ve tüm bunlarla birlikte yayılan çürüme
Sokaklar fuhuş, hırsızlık, uyuşturucu bataklarına dönüşüyor. Güvenlikli malikane ve site duvarlarının dışı bir savaş alanı. Arkasında polisle kabadayılık yapan çete reisleri, yüzümüze pis pis sırıtarak caka satıyor.
Velhasıl ülkede ağır bir kö p ekleşme yaşanıyor.
Nasıl leş gibi bir linç havası var
Nasıl domuzlama bir sömürü
Biz bu çarkı, Türkçe, Kürtçe, Arapça, Farsça REDDEDİYORUZ! Ve, KIZIL rengi seviyoruz!
Evet, çok güçsüzüz. Ve belki çoğunuz bizim işleyen bu talan ve sömürü çarkına çomak sokabileceğimize inanmıyorsunuz.
Ama size yine de bir portakal sandığının üzerinden imanla sesleniyoruz:
Gerçeklerin üzerini örten bütün örtüleri bir bir kaldırmaya kararlıyız! Sola münasip görülen apolitik locaları ve devrimcilikten vazgeçmek kaydıyla girilen gerçekçi siyaset zeminlerini reddediyoruz. Düzen içi çelişmelere, dalaşmalara taraf olmak değil, bu düzene vurmak istiyoruz. Yaramaz çocuk, sevimli afacan falan da hiç değiliz.
Biz bu çarkı alenen yerle yeksan eylemek istiyoruz.
Bir daha böyle bir yazı yazdığımızda, çok daha güçlü olmak umuduyla
Merhaba!..
Web adresi :
[link] Facebook :
[link]
selamlar..
--
el sol se está levantando en mí
--
Ezgi Aksoy
--
Biz bu çarki; Türkçe, Kürtçe, Arapça, Farsça REDDEDiYORUZ!
Ve, 'KIZIL' rengi seviyoruz!
sonunculuğu kızıla verdiler
--
------
''Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. ''
--
Biz bu çarki; Türkçe, Kürtçe, Arapça, Farsça REDDEDiYORUZ!
Ve, 'KIZIL' rengi seviyoruz!
--
Ok.
Be sure, God's work is very difficult!
--
Biz bu çarki; Türkçe, Kürtçe, Arapça, Farsça REDDEDiYORUZ!
Ve, 'KIZIL' rengi seviyoruz!
--
Jin Jiyan azadi.
kızıla çalan cevahirin tutsaklığında sesimiz...
Hoşgeldiniz!
--
Vive la révolution!
---
S a c l a r i S a m a n S a r i s i, K i r p i k l e r i M a v i...
E l l e r i y s e B e y a z S a m d a n d a n M u m l a r d i...
Previous PageNext Page